Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır. Akdeniz Bölgesi'nde, Antalya İli'ne bağlı bir ilçe olan Gazipaşa, Antalya'nın 180 km. doğusunda 10 km. uzunluğu, 7 km. eninde Akdeniz kıyısında Gazipaşa Ovas üzerine kurulmuştur. Doğusunda içel ili Anamur İlçesi, kuzeydoğusunda Karaman ili Ermenek ilçesi kuzeyinde Sarıveliler ilçesi ve batısında ise Alanya ilçesiyle komşudur. Güney sınırları teşkil eden Akdeniz sahiline paralel bir şeklilde yaklaşık 35 km. içerde batıdan doğuya doğru uzanan Toroslarla çevrilidir. Yüzölçümü 931 km. olup ilçe merkezi sahilden 3 km. içerde yer almakta ise de yeni yerleşimler sahile kadar uzanmıştır. Turizmde henüz yeni keşfedilmiş olan Gazipaşa, 10 km. uzunluğundaki kumsalı, orman kaplı alanları, turkuaz mavisi koyları, gerek tarih gerekse doğal güzellikleriyle şirin bir ilçedir. İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır. Kıyı kesimlerinde bitkisel üretim, iç kesimlerde ise hayvancılık ve ormancılık ağırlık kazanır. Kıyı ovalarında turfanda sebze ve muz yetiştirilir. Ayrıca pamuk, turunçgiller, yer fıstığı yetiştirilir. Seracılık da ön plandadır. Gazipaşa, Türkiye muz üretiminde çok büyük paya sahiptir. Alanya sınrından, Anamur sınırına kadar bütün muz yetiştirilmekte olup, tüm sahil boyunca muz bahçeleri uzanmaktadır. Gazipaşa'da dolaşırken en güzel deniz manzarası olan yamaçların muz bahçeleri olduğunu göreceksiniz. Bu tesadüf değil elbette. Çünkü muz denize bakan yerleri seviyor. Denize bakan yamaçlar, denizden gelen rüzgarın getirdiği nemden yararlanıyor. Muz sıcak kadar nemi de seviyor. Onun için de denize bakan yamaçlarda iyi yetişiyor. Gazipaşa'lılar bu anlattıklarımızı kolaylaştırmışlar. Kısacık bir cümleyle özetlemişler; "Muz denizi görecek!" diyorlar. Bugüne kadar bakir kalmış ilçe, konaklama, dinlenme tesisleri, tarih ve doğa güzellikleri ile her geçen gün biraz daha turizm merkezi olma yolunda ilerliyor.
Tarihçesi:
Gazipaşa'nın tarihsel yolculuğu içindeki önemli bir kilometre taşı İ.Ö. 628 yıllarıdır. Selinus adıyla tarihte iki kent mevcuttur. Sicilya'da Yunanlı Mağara-Hyblaia halkı tarafından bu tarihte bir site devleti olarak kurulan Selinus, diğeri Anadolu'nun güneyindeki Selinus. Kilikya Bölgesi'nde ve Hacımusa (Kestros) Çayının iki yakasında kurulmuş liman kentidir. Ana hatlarıyla bu tarihsel serüveni İ.Ö.2000'lerde başlar. Gazipaşa'nın bilinmeyen veya tahmin edilen tarihi, tarihi perspektif içerisinde oldukça derinlere uzanmaktadır. Hititlerin bir kolu olan Luviler yine Hititlerin Kizzuvatna (Çukurova bölgesi) ve Arzava (Antalya yöresi) ülkeleri diye adlandırdıkları bölgede yaşamışlardır. Gazipaşa'da bu bölge içinde kalması nedeniyle ilçemizin tarihi yolculuğa Luvilerle-Hititlerle başlamış olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Karatepe (Sivaslı) civarındaki harabaler içinde yer alan aslan kalıntıları bu bilgiler doğrular niteliktedir.
Selinus, önemli bir liman kentidir. Bu limandan Anadolu'dan Mısır'a yönelik ticaret yapılmakta idi. Yunan koloni devletlerinin yerleştiği yöre, MÖ.197'de Roma egemenliğine girmiştir. Roma Kralı Trayan hastalanarak Selinus limanına gelmiş ve bir tüccarın evine konuk olmuş, daha sonra iyileşmeyerek burada ölmüştür. Yerine tahta geçecek olan Hadrianus, Selinus' a gelerek cenazeyi Roma' ya götürmüş, adınada bir mezar yaptırmıştır. Bu nedenle de Selinus'un bir süre Traianapolis adıyla anıldığı Hıristiyanlık döneminde ise Seleukeia-Silifke Başpiskoposluğu'na bağlı Piskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir. M.Ö. I. yy. da başlayan Roma imparatorluğu dönemi, bu devletin Anadolu sınırları içinde bulunan Gazipaşa'da VI. yy'a kadar devam etmiştir. M.S. VI. yy'den başlarak Güney Akdeniz Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiş, bu yeni dönemde Gazipaşa, Antalya ve Alanya ile birlikte Pamfilya‘nın Türkleşmesi süreci içinde Selinus, Selçuklu Sultanı I. Alaiddin Keykubat'ın 1221 yılında Alanya'yı, 1225'e kadar da buradan itibaren belki de Toroslardan kaynaklanıp şehir merkezinden geçerek denize karışan beş büyük çayın zaman zaman sel baskınına neden olması dolayısıyla Selinti olarak anılmaya başlanmıştır. 1268'lerde Moğollar'ın Anadolu işgali sırasında Selinti, Anadolu Selçuklu Devletinin Konya ve bağlı bölgeleri sınırları içinde yer almaktaydı. Anadolu beylikleri döneminde 1335 yılından itibaren Antalya ve civarı Teke Beyliğinde kalırken Alanya, Selinti ve doğusu ile Kuzey yöreleri merkezi Konya olan Karamanoğulları hakimiyetine girmiştir.
Osmanlı Döneminde Fatih Sultan Mehmet'in Deniz Kuvvetleri Komutanı (Kaptan'ı Derya) Gedik Ahmet Paşa, 1470 yılında Alanya'yı, 1472 yılında ise Selinti, Anamur ve Silifke yöresini Karamanoğlu Beyliği'nden alınarak Osmanlı hakimiyetine dahil etmiştir. Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesinin 126. sayfasında "XVIII. yy'da Selinti kazasının İçel (Mersin) sınırları içerisinde Silifke Sancağına bağlı 26 köyü olan ve yıllık 80 akçe vergi veren bir kazadır. Deniz kenarında bakımlı cami ve evler ile yemyeşil dağlara sahiptir. Kıbrıs'a 70 mil uzaklıkta iskelesi vardır." demektedir. Klikya'nın önemli bir liman kenti olan Gazipaşa, eski çağlarda Selinius, Selintos, Selinot, Trajenpolis ve Stranpolis isimlerini almıştır. Selçuklu döneminde Selinus ve Selinti isimleriyle anılmıştır. Atatürk 1920'de Delibaş isyanındaki kahramanlığından dolayı ilçeye "Gazipaşa" adını vermiştir. Osmanlı döneminde Selinti ismiyle tanınan bu yerleşme Anamur'a bağlı bir bucakken, 1921'de Selinti ismi ile ilçe yapılmıştır. 1926'da bucak olarak Alanya'ya bağlanmış, 1948'de de yeniden ilçe konumuna getirilmiştir.
|